Kış, Mevsim Normallerinin Üzerinde Seyretti: Game of Thrones 8. Sezon Eleştirisi
24 Mayıs 2019

Lütfen Dikkat: Bu yazı, Game of Thrones’un 8. sezonunu izlemeyenler için ipuçları içeriyor.

2011 yılında Amerika’nın HBO kanalında başlayan ve yıllar içinde televizyon tarihinin en dev prodüksiyonuna sahip ve en çok izlenen bölümlerine imza atmış dizisi haline gelen Game of Thrones’un 8. ve final sezonu, 19 Mayıs’ta yayınlanan “The Iron Throne” isimli 6. bölümüyle sona erdi. George R.R. Martin’in ‘Buz ve Ateş’in Şarkısı’ isimli kitap serisinden beyaz ekrana uyarlanan epik ve fantastik diziyi izlemeyen insanlar bile ona dair bir şeyler biliyordu ve dizi, seneler içinde popüler kültüre mal olmuş dev bir yapıma dönüştü. Durum böyleyken ve Game of Thrones’un her bir yeni sezonunu beklemek bile keyifli bir aktivite halini almışken, son sezonun konuşulmaya değer ve bu dizinin ruhunu taşımadığını düşündüğümüz detayları bile onun ne kadar başarılı bir seri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Buna rağmen soruyoruz: Kışı boşuna mı heyecanla bekledik?

David Benioff ile D. B. Weiss’in yapımcısı olduğu Game of Thrones’un kadrosu Ned Stark’ı canlandıran, önceden Yüzüklerin Efendisi serisinde Boromir karakterini; Truva'da Odysseus'u canlandırmış olan ünlü oyuncu Sean Bean ve Game of Thrones'un Cersei Lannister’ı Lena Headey dışında genellikle kariyerlerinin ilk büyük yapımında yer alan oyunculardan oluşuyordu. Örneğin, sonraları Starklar’ın umudu olacak olan Sansa, Arya ve Bran’i canlandıran Sophie Turner, Maisie Williams ve Isaac Hempstead-Wright dizi başladığında henüz küçücüklerdi.Tam anlamıyla gözümüzün önünde büyüyen dizi ve dizi kadrosundansa beklentimiz, haliyle oldukça yüksekti. 

Game of Thrones, karakter gelişimi, seyirciyi türlü şaşkınlıklara gark eden senaryosu, güçlü görüntü yönetimi ve başarılı oyunculuklarıyla unutulmaz bir televizyon serisi oldu. Bu dizinin seyircileri ikiye bölen final sezonundan önceki sezonlarında Westeros’un-yani 7 krallığın- hakiminin kim olacağı üzerine milyonlarca teori üretilen bir konuydu ve ilk sezonun ilk bölümünden beri belirtildiği gibi yaklaşmakta olan bir tehlike vardı: Akgezenler’den oluşan ve Gece Kralı’nın öncülük ettiği Ölüler Ordusu. Ned Stark, ailesini ve kendisine koşulsuz güvenen Kral Robert Baratheon’ı yaklaşmakta olan tehlikeye karşı defalarca uyarsa da hırsına yenik düşen bireylerin taht mücadelesi, gerçek hayatta da olduğu gibi ağır bastı ve Ned Stark da bu yolda hayatını kaybeden ilk insan oldu. Dizi Ned Stark gibi, hikayenin etrafında kurulmasını beklediğimiz bir karakteri bile gözden çıkarabilecek kadar cesur ve tutarlıydı. Yazar George R.R. Martin’in de dediği gibi bu dizide, herhangi bir fantastik yapımda görebileceğiniz gibi en ünlüler değil en güçlüler hayatta kalırdı. Hayat gibi her an her şey olabilirdi. Diziyi bu kadar başarılı ve merakla beklenir yapan da bu kadar gerçek ve samimi olmasıydı. Dizinin bir diğer başarısıysa, fantastik türde olmasına rağmen, her bir karakterin hikayesi o kadar derinlemesine ve mantık çerçevesine alınarak anlatılabiliyordu ki, kendimizi karakterlerin yerine koyabilip en absürt sonları bile anlamlandırabiliyorduk. Ölüm korkusu paranoya seviyesinde olduğu bilinen yazar George R.R. Martin’in kitapları yazarken düşündüğü gibi: “Kısa ömrünüzce güç için mücadele etseniz ve onu elde ettiğinizi düşünseniz de, ölüm geldiğinde onu yenemezsiniz.” Bu yolla insanlara günlük hırsların mantıksızlığını da anlatmaya çalışan ve hikayeyi daha felsefi bir zemine oturtan Martin’in bu düşüncesine yakışır bir sezon finaliyse, bize içselleştirdiğimiz karakterleri bile kaybetmeyi öğreten Game of Thrones’a çok yakışırdı. 

Fakat son 2 sezondur kitapları geçen dizinin karakter örgülerindeki sorunları dizinin oyuncuları bile ifade ediyordu. Son sezonun ‘The Bells’ bölümünde Daenerys’in “vatan haini ilan ederek” ölüm emrini verdiği Varys karakterini canlandıran Conleth Hill; diziye yalnızca Cersei’yi ayartmak için girmiş gibi gösterilip Jaime Lannister tarafından hızlıca öldürülen ve neden olduğu anlaşılmaz biçimde son sözleri “Jaime Lannister’ı öldürdüm.” olan Euron Greyjoy’u oynayan Pilou Asbek; Baratheon olduğu ortaya çıktığı için vaat edilen prens olması birçok teorice olasıyken yalnızca Arya’yla olmak isteyen bir demir işçisi gibi gösterilen Gendry’yi oynayan Joe Dempsie karakterlerinin gelişiminden şikayetçi olduğunu açıkça belirten birkaç oyuncudan biri. Ayrıca sosyal medyada yayılan bir imza kampanyası da dizinin son sezon senaryosunun tekrar yazılmasını talep ediyordu ve bu kampanya 1 milyon kişi tarafından imzalandı. Dizide Bran Stark’ın kendisine verdiği Valerian çeliğinden bıçakla Gece Kralı’nı öldürerek Azor Ahai teorilerini çürüten Arya Stark’ı canlandıran Maisie Williams’sa; Cersei ve Arya’nın karşılaşmamış olmasının kendisi için bir hayal kırıklığı olduğunu ifade etti. Hatırlayacaksınız ki, Arya Yüzsüzler tarafından eğitildiğinden beri öldürecekleri kişileri eklediği listesinin en üstünde Cersei bulunuyordu. 

Son bölümü ‘The Iron Throne’ dünya çapında 19.3 milyon izleyiciye ulaşarak tüm zamanların en çok izlenen dizi bölümü olmuşken, dizinin bunca izleyiciyi tamamıyla tatmin etmesi, hele ki beklentiler bunca yüksekken elbette ki beklenemezdi. Fakat heyecan bunca tırmanmış ve birçok önemli karakterin akıbeti bir sonuca bağlanmamışken birçok önemli sorunun cevaplarını alamamış olmak Gece Kralı, Varys, Üç Gözlü Kuzgun, Jon Snow gibi uzun sezonlarca kurgulanmış karakterlerin ve harcanan bunca emeğin de boşa gitmesi olarak nitelenebilir.

Final sezonunun Yüzüklerin Efendisi: İki Kule’deki Miğfer Dibi Muharebesi’nden bile etkileyici olarak lanse edilen 3. bölümündeki savaşta işler tuhaflaşmaya başlamıştı. Ne kurgusal ne de gerçek herhangi bir savaşta görülmemiş, açıkça görünmeyen ve ölüleri de dirilten bir kumandana sahip olduğu bilinen Ölüler Ordusu'na, ordularının en güçlü süvarileri olan Dorthrakiler en önde olacak şekilde hücum eden bir rakip ordu fikri gerçekçiliği zedeler nitelikteydi. Süvarilerin Melissandre’nin yaptığı büyüyle alev alan kılıçlarının söndüğü sahne görsel olarak etkileyici olsa da ve buz ve ateşin karşılaşmasını temsil etse de, bu taktikle yapılan bir ilk saldırı sonrasında Daenerys’in ordusu, kolayca yerle bir edildi. Bunun akabinde, beklenen Bran Stark ve Gece Kralı yüzleşmesi de tam olarak gerçekleşmemişken Arya Stark’ın çelik bıçakla Gece Kralı’nı öldürmesi oldukça hızlı oldu. Evet, bu bir ters köşeydi ama Bran Stark (Üç Gözlü Kuzgun)’la Gece Kralı’nın alıp veremediği tam olarak anlaşılamamışken Gece Kralı nasıl ölebilir sorularını doğuran bir ters köşe. Sezonun ortasında öldürülen, sezonlarca korkulan büyük bir düşman ve sonrasında hızlıca yaratılmaya çalışılan bir Cersei tehlikesi. Ölümle karşı karşıya gelmiş ve onu bir şekilde yenmiş bir ordunun hala taht mücadelesi içinde olması bile akla çok yatkın değil.  

Kısacası, Game of Thrones'un 6 bölümden oluşan son sezonunda, bunca sezondur karakter ve olay kurgularına değer veren o senaryo akışından eser yoktu. Yapımcıların gelecek başka projeleri imzalamış olmalarından kaynaklanıyor olacak ki, senaryo oldukça tahmin edilebilir ve boşluklarla doluydu. Görsel olarak verilen emek ve prodüksiyona harcanan para inkar edilemez olsa da, Game of Thrones'u Game of Thrones yapan tahmin edilemez ve yine de tutarlı bir olay akışına sahip olmasıydı. Her biri birer sezonda anlatılmaya değer olan birçok olayın bir anda sonuca bağlanması doğal olarak seyircide bir “Bitti mi şimdi?” algısı oluşturdu. Dizi, son sezonunda her karaktere saygı duruşunda bulunup onlara hak ettikleri değeri verebilmiş olsaydı belki de çekim sırasında unutulan kahve kapları ve pet şişeler bunca dikkat çekmezdi. Kışı bu kadar hafif atlatmış olmak kalplerimizi sızlatacak fakat biz, Kanlı Düğün’e, Joffrey’nin ve Ned Stark’ın ölüm sahnesine ve Piçlerin Savaşı’na hürmetimizden, Game of Thrones’u hep olumlu yanlarıyla hatırlayacağız.

 

Livaze Gül Erişti