İzleyiciyi Şaşkına Çeviren Sürpriz Sonlu Filmler

Düşündük ve şu an ne iyi giderdi biliyor musunuz ? Sonlarıyla ve aldıkları dönüşlerle bizi şok içinde bırakan filmler izlemek! Bu sebeple sizi ters köşe edecek filmler listesi yapmaya karar verdik ve en iyi ters köşe filmler seçkisi hazırlık. iyi seyirler!

Yönetmen: Roman Polanski Oyuncular: Jack Nicholson, Faye Dunaway, John Huston Eski filmlere karlı ön yargılı olanlardansanız buzları kırmak için, seviyorsanız da izlemedim dememeniz için mutlaka göz atmanız gereken bir film Chinatown. İçinde Faye Dunaway ve Jack Nicholson bir yapım gözardı edilmemeli diye düşünüyoruz. Filmin konusuna gelirsek, özel bir dedektiflik bürosunda çalışan J.J. "Jake" Gittes, kocasını arayan zengin Evelyn Mulwray tarafından işe alınır. Sıradan bir eş takibi gibi görünen dosya kısa sürede çok keskin bir dönüş alır ve komplo teorileri, çelişkili olaylar, gizemli kişilerle dolu karmaşık bir olaya dönüşür. Peki Jake bu davayı çözüp Evelyn Mulwray’in eşinin ne işler karıştırdığını bulabilecek midir?

Yönetmen: François Ozon Oyuncular: Fanny Ardant, Emmanuelle Béart, Danielle Darrieux, Catherine Deneuve, Isabelle Huppert Bir adam ve sekiz kadın... Evin sahibi bıçaklanmış bulununca katili nasıl bulursunuz? Maktüle en yakın bu sekiz kişiden biri mutlaka katil olmalıdır. Telefon hatları ve evdeki herkesin dışarıyla bağlantısı kesilmiştir. Bu kişiler aralarındaki katili bulabilecekler midir? Ozon’un görece yeni filmlerinden sayılan 8 Femmes, yine kendi tarzını konuşturduğu, bu sefer ters köşe filmler içine dahil edilesi yapımlarından biri olmuş. Çok ünlü oyuncuları kadrosuna dahil eden bu film sadece konusu için değil müthiş oyunculardan oluşan kadrosu için de izlemeye değer bir yapım. Gişe başarısının da 42 milyon dolar gibi bir miktara ulaştığını da ayrıca ekleyelim.

Yönetmen: David Fincher Oyuncular: Ben Affleck, Rosamund Pike, Neil Patrick Harris Pek çoğunuzun en azından duymuş olduğunu tahmin ettiğimiz Gone Girl’ü ters köşe filmler listemize almasak olmazdı. Son yılların en popüler filmlerinden biri olmayı başaran Gone Girl başarılı yazar Gillian Flynn’in aynı adlı romanından uyarlanmış bir yapım. David Fincher’ın hikaye anlatıcılığındaki ustalığını Fight Club’tan hepimiz biliyoruz ve diyebiliriz ki Fincher detaylara olan düşkünlüğü ve deneyimiyle bu filmde kendini aşmış ve aşmaya devam edecek. Filmimizin en basit haliyle konusu şöyle : Amy ve Nick mutlu görünen bir çifttir. Bir gün Nick eve geldiğinde karısını evde bulamaz ve etrafı darmadağın görünce hemen polisi arar. Polis ilk başta masum ve kaygılı görünen Nick’e inanır fakat gelişmeler yavaş yavaş acaba Nick masum ve endişeli bir eş mi yoksa eşinin kaybolmasında parmağı olan ve bunu gizlemeye çalışan bir yalancı mı?

Anne olmayı istemeyen Eve, oğlu Kevin’i sevmekte zorlanmaktadır. Kevin da adeta bunu hissetmişçesine Eva’yı deli edecek tavırlar sergilemektedir. Bir gün Kevin öyle bir şey yapar ki, Eva’nın hayatını alt üst eder. Ezra Miller’ın beyaz perdedeki ilk deneyimine tanık olduğunuz filmde, anne rolünde ise Tilda Swinton'ın muhteşem performansını izleyeceksiniz. Lynne Ramsay'im You Were Never Really Here filmiyle beraber en güncel yapımı olan We Need To Talk About Kevin’i kesinlikle izlemelisiniz.

İlk bakışta alışılagelmiş Hollywood uzay filmleri gibi görünen Arrival, türünün diğer örneklerinden çok farklı ve güçlü bir yapım. Marvel Sinematik Evreni'nin Hawkeye'ı Jeremy Renner ve yetenekli oyuncu Amy Adams’ın başrollerinde yer aldığı Arrival, Blade Runner 2049 ve İçimdeki Yangın filmleriyle tanınan Denis Villeneuve imzalı bir bilim kurgu filmi. Uzaylıların istilacı olup olmadığını araştırmak üzere görevlendirilen bir dilbilimci ve bir fizikçinin gerçek üstü hikayesinin anlatıldığı film, etkileyici hikayesi ve finaliyle Dünya dışındaki varlıklara bakışınızı değiştirecek.

Lou Bloom yaptığı küçük işlerle ve hırsızlıklarla para kazanmaktadır. Bir gece tesadüfen gece çekimi yapan bir kameramana denk gelir ve bu işe girişmeye karar verir. Kendisine bir ortak bulur, arabasını ayarlar ve haber kanalları için görüntü almak üzere yollara düşer. Bu sırada, kendisi kadar hırslı, Nina Romina ismindeki eski bir haber sunucusuyla tanışır. Nina, Bloom’un vizyonundan ve kameraya aldığı görüntülerin insanlar üzerinde yarattığı etkiden oldukça etkilenir. Böylece bu ikili, bir çeşit ortaklık kurar. Peki Lou görüntüleri elde etmek için ne kadar ileri gidecektir? Nightcrawler'ın yönetmeni olan Dan Gilroy, başrollerinde yine Jake Gyllenhaal’un yer aldığı ve en iyi performanslarından birini sergilediği film, en iyi ters köşe filmler arasında gösteriliyor. 

2007 yılında yine kendi yönetmeni Michael Haneke tarafından tekrar çekilen Funny Games, seyirciler ve eleştirmenler tarafından gerçekten şok edici bulunmuş. Film, Haneke’nin tarzına alışkın olanlar için, yönetmenin kendi tarzını yansıttığı filmlerinden biri olarak nitelendirilirken; "kimsenin kolayca ve içi rahat bir şekilde seyredemeyeceği filmler" çeken yönetmenin tarzına alışkın olmayanlar içinse ters köşe yapacak bir film. Konusunu en kısa haliyle özetleyecek olursak film, bir grup gencin bir aileyi ormanda bir kulübede rehin almasıyla gelişen gerilimli süreci anlatıyor ve çoğu Haneke filmi gibi görünürdeki konusundan çok daha fazla şey sunuyor.

Ryan Gosling’in başrolünde olduğu ve ıslah evindeki genç bir adamı canlandırdığı film, karakterin ailesinin ve etrafındaki her şeyin çöküşünü ve değişimini oldukça duygusal bir şekilde anlatıyor. The United States Of Leland, seyirciyi birçok felsefi soruyla baş başa bırakan şaşırtıcı film olarak nitelendirilebilir. Genç yaşta işlenen korkunç bir cinayetin sonrasında yaşananları gerçekçi bir şekilde ele alan ve buna dair bir sorgulama yapan Leland Birleşik Devletleri, etkileyici ve şaşırtıcı sonuyla da aklınızdaki soru işaretlerini ikiye katlıyor. 

Yönetmen: Franck Mancuso Oyuncular: Jean Dujardin, Laurent Lucas, Agnès Blanchot Polis memuru Richard Malinowski’nin küçük kızı korkunç bir cinayete kurban gider ve katil için arayış başlar. Meslektaşları hızlıca Daniel Eckman adlı şüpheliyi yakalarlar ve adam mahkeme tarafından 30 seneye mahkum edilir. Daniel Eckman daha sonra polis memuruna ikna edici mektuplar yazarak cinayeti kendisinin işlemediğini anlatır ve polis memurunu bir şekilde kendisine inandırır. Richarch Malinowski ise şimdi kızını gerçekten öldüren katilin peşine düşmeye karar verecektir. Ama ya yanılıyorsa?