Yurttaş Kane Film Konusu
Yurttaş Kane Filmi Oyuncuları
Yorumlar
Sinemanın taa kendisidir.
zamanına göre süper olabilir ama ne akıcılığı ne senaryosu beni sarmadı.izlenmese de olur türünde.
Yurttaş deyince benim aklıma çok farklı şeyler gelmişti. Ben farklı beklentiler içinde izledim filmi, çünkü cahillik edip araştırmadan izledim filmi. Keşfe çıktım, ağzımın payını aldım. Bana hitap etmedi. Ama narsist bir insan karakteri ile tanışmış olduk. Bu da iyi. Ama ben klasik film severim ve bence izlenebilir güzel bir film. Ama araştırılıp izlenmeli. Rosebud nedir? Bunu mutlaka öğrenmeli!.. 😅Keyifli seyirler Türkiye...
izlediğim en iyi filmlerden bir tanesi. bu filme delicesine aşık oldum. mank'ın öncesinde izleyim dedim o yüzden izledim ama film gerçekten olağanüstü çıktı. ben bir kusur göremiyorum filmde. delicesine etkilendim rosebud'dan, çok farklı anlamlar çıkarılabilir. mank ne kadar kötüyse bu o kadar mükemmel... orson aşığınım
David Fincherın Mank nedeniyle yıllar sonra tekrar izleme gafletine düştüğüm Orson Wellesin ilk başyapıtı! İngilizlere göre tarhin en iyi filmi Yurttaş Kane. Oldukça uzun bir sekansla hikayesini dinleyeceğimiz Kane'in kim olduğunu kendi bulvar gazetesinden dinliyoruz. Sonrasın da ise basın dünyasını değiştiren dedikoduları gerçekmiş gibi yazıp devamlı halkı manipüle eden adamı tanımaya başlıyoruz. Bunların hepsini abartılı oyunculuklar, vasat bir mizah, ağdalı repliklerle adım adım yapıyor. Her olayı aşırı dramatize etmesi bir yana yer yer didaktik anlatım tutturması da cabası. Annesinden ayrıldığından beri mutlu olamamış neye sahip olduysa yetmemiş yanlız ve sevgisiz bir adamın hikayesi de bu kadar abartacak yada yere göğe koyamayacak ne var, benim anlamadığım kesinlikle bu. 30 larda Modern zamanlar gibi sistem eleştirisi yapan paranın ve gücün mutluk getirmeyeceğimini söyleyen önemli bir çok yapıt varken Yurttaş Kane benim için Lawrance of Arabiadan sonra en fazla abartılan yapıttır.
1941'de yapımı bu film sinemaya teknik açıdan birçok yenilik getirmiş kült bir filmdir. Söylenen odur ki alt açının doğru kullanımı bu filme sinemaya kazandırılmıştır.Kane karakteri Amerikalı büyük bir medya patronuyla benzerlik göstermesi ilginç bir göndermedir. Tabi ki alt satırları da göndermelerle dolu dolu olan bir film okumasını bilene.
Bir Amerikan klasiği olarak kabul edilen “Citizen Kane” AFI(AMERICAN FILM INSTITUTE) tarafından en iyi 100 film sıralamasında birinci sırada bulunuyor.
"Bir adam hazırlayamayacağını düşündüğünüz bir çok şeyi hatırlayabilir. Örneğin ben. Bir gün 1896'da, feribotla Jersey'ye gidiyordum. Dışarı baktığımda başka bir feribot yanaşıyordu. Feribotta inmek için bekleyen bir kız vardı. Üzerinde beyaz bir elbise vardı. Beyaz bir şemsiye taşıyordu. Onu sadece bir saniyeliğine gördüm. Beni hiç görmedi, ama o kızı düşünmediğim bir ay bile olmadığına bahse girerim." Filmin konusu; ünlü gazeteci Charles Foster Kane'in ölürken son sözleri "Rosabud'dur. Fakat kimse bu sözcüğün ne anlama geldiği bilmez. Gazeteciler son sözlerin anlamını öğrenebilmek için araştırmaya başlarlar. Film William Randolph Hearst'ün gerçek hayat hikayesini konu edinmektedir. Zamanının ötesinde bir film. Kullandığı teknikler ve üslubu harika. Film belirsizlikler üzerinden şekillenmiş. Ana karakter deklare ettiği değerlere bağlı kaldı mı kalmadı mı belli değil. Aynı zamanda gizemli. Bundan dolayı filmin sonunda ters köşe olmayı istiyorsunuz. Fakat bu gerçekleşmiyor. Filmi beğenmeyenlerin nedeni belki de budur. Puanım (8,5/10)
Filmin en başında Cane'in ölüm haberini duyurmak için basın mensuplarınca biyografik bir video hazırlanır. Bu videoda Cane öyle abartılır ki dünyanın en zengin, en sevilen adamı zannedersiniz. Oysa bu adam hayatının sonlarına doğru teker teker birçok şeyini kaybetmiştir ve ölmeden önceki son sözleri Rosebud olmuştur. Peki nedir bu Rosebud? Tamda bu noktada bir gazeteci Rosebud kelimesinin ne anlama geldiğini öğrenmek için Cane'in hayatındaki yakın dostlarıyla röportaj yapar. Ve Cane hakkındaki gerçekleri bu röportajlar derinleştikçe öğreniriz. Bence olay örgüsü olsun, hikayeyi anlatış tarzı olsun çok güzeldi. Sıkıldığım sahnesi yoktu. Sinemaya birçok yenilik getirdi deniyor. Mesela ışık gölge oyunlarının yapıldığı geniş alan çekimleri bana Stanley Kubrick filmlerini hatırlattı. Ayrıca oradan oraya atlayan dinamik kamera geçişleri o yıllar için ilk olsa gerek. Sinematografi açısından da çok beğendim. Ancak beni hepsinden fazla etkileyen filmin ana düşüncesiydi. Para mutluluk getirir mi? Ve fark ettiğim güzel bir ayrıntıyı sizlerle paylaşayım. Küçük Cane'i annesinin yanından almaya geldiklerinde kızağına biniyordu. Filmin en sonunda da aynı tür kızağın arkasında Rosebud kelimesini görüyoruz. Puanım (10/7)
çöp film izlemeyin zaman kaybı
Popüler Yorumlar
Gerçek aşk yoktur aslında Bilirim ben de oynadım Mavi alevde kelebek gibi Sonunda yine yandım Yıllar boyunca Kalbim gözyaşının deryasında çalkalandı durdu. Bize bir adamın ne yaptığını söylemen yetersiz, kim olduğunu söylemen gerekli. Bir Gün Babam Gel Oğlum Demişti. Hayatımda izlediğim ilk film sanırım 7 veya 8 yaşlarımdaydım , oturup bu filmi izlemiştim ve ciddi anlamda filmi anlamamıştım . Çünkü yılına göre film bir çok yeniliği içinde barındırıyor ve bu zamana kadar yapılmış en iyi film ödülünü hala elinde tutuyor. Kimilerine göre bu kadar büyük bir ödül'ü hak edecek hiçbir şey yok bu filmde ama bana kalırsa kesinlikle yapılan en iyi film bu filmdir. Orson Welles'in bir dahi olduğunu daha ilk sahnede anlayabilirsiniz , inanılmaz bir ses tonu ile sizi filmin içine çeker ve çıkmanız imkansız olur. Film o kadar güzel bir konuyu işliyor ki ve herkesin hayatına iyi bir gönderme yapıyor , Rosabud bu benim için hayatın özetini yapan dünya üzerindeki en iyi kelimedir. Çünkü Rosabud her şeyi temsil eder, insan olmayı , insan olmanın getirdikleri , elde ettiklerin ve geleceğin son nokta. Filmin yapımı 1941 gibi bir dönem , daha yeni yeni teknikler geliştirilmiş , açılar iyice ayarlanmış , mekan seçimleri çok harika yapılmış. Başlangıçtan sonuna kadar bir çok siyasi mesajlar verilmiş ve belirlenen tavırdan ödün verilmemiştir. Rosabud ve Xanadu arasındaki bağ o kadar iyi anlatılmış ki bir çok insan filmin sonunda benim kaldığım gibi ekran başında kala kalmıştır . Bir çok insan için anlaşılması gayet zor olsa gerek . Film sanırım en iyi film dalında tek oscar alıyor ve buda Orson Welles'in kendisine veriliyor. O günden bu güne kadar yapılan bütün filmlerden güzel yapan tek şey filmde samimiyetin olmasıdır. İnsanların para ile nasıl dönüştüğüdür , paranın insanları nasıl bir hale getirdiğini canlı canlı göstermesidir. Ve Tabi O İnanılmaz Replikleridir. Görevim, bu memleketin namuslu işçilerinin bir para çılgını korsanlar tarafından soyulmasını önlemektir. Çünkü, onların çıkarlarını kimse korumuyor diye soyulmalarına seyirci kalamam. Size bir sır daha vereceğim Bay Thatcher: Sanırım bunu tam yetkiylesöyleyebilecek durumdayım da. Param var. Yoksulların çıkarlarını ben korumazsam belki bu işi bir başkası yüklenmeye kalkar. 10/11
Orson Welles film dünyasına Citizen Kane filmi ile girmiş ve film büyük sansasyon yaratmış ve sinema tarihini etkilemiş ve değiştirmişti. Sonrasında ise Hollywood'dan aforoz edilmesine neden oldu. Filmin yorumunu okuduğunuzda, filmi yeniden daha dikkatli seyretmek isteyecek olabilirsiniz. Belki de hepimizin bir Xanadu'su ve Rosebud'ı var olabilir. Sizinki hangisi? Seneler ve seneler önceydi. Karanlık bir gecede tel örgü üzerinde yazan bir yazı ve pencereden dışarı sızan ışıkla, başlıyor ve 1941 yılında Citizen Kane filmi gösterime giriyordu. Sinema tarihinin hala en önemli filmlerinden biri sayılan film, hem sinema tarihinin gidişatını ve hem de Orson Welles'in kaderini değiştirecekti. Tel örgü üzerinde yazan “No Trespassing” yazısı ile başlayan film yayını sonrasında, Hollywood'da Orson Welles'e “No Trespassing” diyecekti. Bu belki de Hollywood'un sermay ile ilk bütünleşmesi sayılabilir, hem de bir kişiye karşı. Hem simgesel ve hem de sosyal açıdan önemli olan bu filmde, çok önemli bilgileri aktardığının kendisi de farkında değildi, Orson Welles'in. Mercury Productions adı gösterilen filmin başında oynayanları görmüyoruz. Bu gün film sonun da akan isimlerin başlangıcı da Citizen Kane filmi sayılabilir. Film Charles Foster Kane'in ölüm sahnesinden hemen sonra ağzından dökülen son kelime olan “Rosebud” ile başlar. Charles Forster Kane kimdir, Rosebud ne anlama gelmektedir? Bu açıklanmaya çalışılır. Charles Forster Kane'in hayatını anlatılır ama film boyunca Rosebud kelimesinin ne olduğu araştırılır ve bulunamaz, ama seyirciler bunun ne olduğunu farkeder. Ölümünün Amerika'da uyandırdığı yankı, gazetelerde ve radyolarda yayınlanır. Xanadu şatosu içinde herşey vardır. Hayvanat bahçesi,, heykeller, resimler, antikalar, Yurttaş Kane hepsini, gezdiği gördüğü heryerden toplamıştır. Kubilay Khan'dan daha fazla para harcanmıştır Xanadu'ya, ama nedeni bilinmez. Neden bunları yapmıştır. Herşey Rosebud'da gizlendiği düşünülmektedir. Annesine pansiyonunda kalan bir madencinin kendisine verdiği işletme ruhsatını, bankaya verip, oğlunun eğitim görmesini sağlar, banka Charles Foster Kane'in eğitimini üstlenir ve 25 yaşından sonra da o güne kadar elde edilen geliri kendisine aktaracaktır. 25 yaşına geldiğinde kendisi dünyanın en zengin insanlarından biridir ama basın sektöründe yer almak ister. Sansasyonel gazeteceliğin ilk başlangıcı da sayılabilir, bu sektörde yer alması. Basın imparatorluğu kurar. Bu filmi seyredenler, filmin Amerikan Medya devi Herarst Corporation'ın sahibi Randolph Hearst'un hayatı olduğunu düşünürler. İşte bu düşünce Orson Welles'in Hollywood'dan aforoz edilmesinin nedenlerinden ilkidir. Herşeye sahip ve güçlü olmak isteyen Kane,güçlü insanlarla, dünya liderleri ile görüşür, başkanın yeğeni ile evlenir. Evlilikleri kısa bir süre sonra açmaza girer. . Bir gün bir arabanın çamur sıçratmasından sonra tanıştığı şarkıcı olmak isteyen kadın ile tanışır ve evliyken birlikte olur. Kadın yalnız ve çaresizdir. Seçimlere iki gün kala basına yansıyan bu ilişki yüzünden aday olduğu ve seçilmesinin garanti gibi görüldüğü bir anda, başkan seçilemez. Eşinden ayrılır ve eşi ve çocuğu bir trafik kazasında ölür. Tek amacı birlikte olduğu kadını opera sanatçısı yapmaktır ve onun için Chicağo'da bir opera binası yaptırır. Ancak birlikte olduğu kadın da kendisini terkeder, yalnız yaşadıkları devasa Xanadu şatosunda. Arkasından binlerce toplanmış eser bırakarak ve Rosebud diyerek tek başına ölür. Ölümü tıpkı Papa seçildikten sonra yakılan ocaktan tüten dumanla anlatılır. Toplanmış binlerce eşya simgesel olarak New York'u ve gökdelenlerini anlatmaktadır aslında. Görsel olarak çekimler muhteşemdir. Şömine sahnesi, arkadaşlarla piknik sahnesi, seçimi kaybettiğinde duygularını ifade sahnesi hepsi film tarihi içinde yerini almıştır. Karısının opera performanıs hakkında arkadaşı adına yazdığı sahneler ve daha bir çoğu. Ancak Yurttaş Kane bunları neden yapmıştır. Sosyalistler tarafından faşışt, liberaller tarafından komünist olarak görülen bu kişi bunları neden yapmıştır. Neden bu kadar eseri toplamış, neden basın sektöründe yer almış, neden Xanadu şatosunu ve Chicago opera binasını yaptırmıştır. Bunun cevabı aslında filmin yönetmeni ve oyuncusu olan Orson Welles'in oynadığı Charles Foster Kane'in çocukluğunda yatmaktadır. Evinden alınmadan önceki ve alınırken söylediği sözler, birçok soruyu cevaplamaktadır. Evinden alınmadan önce kızağı ile tek başına oynayan çocuk Charles, hayali arkadaşları ile oynamaktadır, dikkatli olarak bakıldığında. Yalnızdır ama hayali arkadaşları vardır. Annesi ile birlikte yaşarken duyduğu arkadaş eksikliğinin göstergesidir, bu sahneler. Hayali arkadaşları yaratabilmek için yalnız olmak gerekir. Yalnızlık bu kadar derin yaşanırken, onun annesinden alınıp koparılması daha derin bir yalnızlığa yol açacaktır. En samimi arkadaşı bile onun kendisi ile arkadaş olamayacağını anlayacaktır, sonunda. Annesinin “seni götürecekler ve artık şehirde yaşayacaksın” cümlesi üzerine “Sen gelmeyecek misin? Anne” cümlesi herşeyi anlatmaktadır. Evinde de yalnız olan çocuk, oradan da koparılarak daha yalnız hale gelmektedir. Bu derin yalnızlık onda herşeye ve kaybetmeyeceği herşeye sahip olma ihtiyacı doğuracaktır. Güç isteyecek ve gücü bulmaya çalışacaktır. Ancak hissettiği yalnızlıktan dolayı kendisine benzeyen “yalnız” insanlarla duygusal birliktelik yaşayacaktır. Yolda karşılaştığı, sonra sevgilisi ve daha sonra da eşi olan kadın da derin bir yalnızlık yaşamaktadır. Çevresinde varolan bütün otoriteler ile savaşır ve bu savaş ona sonunda seçimi kaybettirir. Filmin sonunda ise Rosebud'ın ne olduğu anlaşılır, kendisinin evinden alındığı sırada oynadığı kızağın üzerinde yazan yazıdır Rosebud. Karlı küre elinden düşerken söylediği Rosebud kelimesi aslında çocukluğunu aradığını göstermektedir. O kızağı annesinin vefatından sonra hayatının sonuna kadar saklamış olması da ilginçtir. Hep çocukluğundaki annesi birlikte iken aradığı yalnızlığı aramış ama bulamamıştır. Rosebud kelimesinin argodaki anlamı ise Orson Welles'in Hollywood tarafından aforoz edilmesinin ikinci nedenidir. Rosebud (gül tomurcuğu) argoda klitoris için ve anüs için kullanılmaktadır. Randolph Hearst'ün hayatının anlatıldığı düşünülen byu filmede, karısı ile söylenmiş bir ifade olarak algılanır ve aforoz edilir. Bu aforoz ediliş onun hayatı boyunca, filmde anlattığına benzer bir yalnızlığı yaşamasını sağlayan bir nedendir de, aynı zamanda. Fim farkında olmadan benzer bir yalnızlığı yaşamasını da sağlamıştır. Bu filmde bugün uyguladığımız Zihinsel Detoks programına ait önemli veriler bulunmaktadır. Tabii Orson Welles'de bunu anlattığının farkında olmasa gerektir. Çocuk yaşlarda yaşanan olaylar ve tecrübeler kişinin hayatını çok derin şekilde etkilemektedir. Bu gün gördüğümüz çoğu “önemli” sayılan insanın çocukluğunda yaşadığı derin yalnızlık duygusu ve aileden koparılmışlık, ya da çocuklukta yaşanan derin darbeler ve kayıplar olduğunu küçük bir inceleme yapılsa kolaylıkla görebiliriz. Böylece farkında olmadan kendisini yalnız ve kaybolmuş hisseden çocuk, ileri yaşlarında kaybolmamak için “görünür” hale gelmeye çalışacaktır. Buna çok sayıda basın sektöründe yer alan sahip ve yazarları, sanatçıları, ressamları ve yazarları örnek gösterebiliriz. Burada yatılı okumak kavramının da bu yalnızlığı derinleştirdiğini, okula kaydolunan ilk günde kaybolma duygusunun yaşandığını, bu duygudan dolayı görünür olma ihtiyacı ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Kaybolmamak için hep görünür olmak tek strateji olarak hayatı yönetecektir, bu duyguyu yaşayan çocuklarda. Güçlü ve görünür olmak isteyen ve iz bırakmaya çalışırken hapse atılan, uyuşturucu kullanan ve hiç düşünmedikleri şekilde kaybolan çok kişi var. Tabii aynı şekilde görünür olmaya devam edebilmek için, kendi doğrularından ödün veren çok sayıda gazeteci ve yazardan da bahsetmeden olmaz. Bu anlamda Yurttaş Kane filmi bugün yaşadığımız dünyada da bir çok şeyin değişmediğini gösteriyor. Film bu yorumlar açısından yeniden ve yeniden izlenmeli ve kişi yaptığı şeyleri geçmiş tecrübelerinin etkisi ile mi? Yoksa kendisi istediği için mi yapıyor? Bunun farkına varmalı. Değişim ancak bundan sonra kişinin kendi kararı ile yaşanabilecektir. İlk yaptığı filmle sinema tarihine geçen Orson Welles “I know what it is to be young” şarkısındaki, “ There'll be someone sharing the time with you” diyerek yalnız olmaya devam ettiğini de ifade etmektedir, ölmeden önce söylediği bu şarkıda. Sizin Xanadu'nuz, ve yalnızlığınızın nedenleri hangi tecrübeleriniz olabilir. Bir düşünün.