Truman Show Film Konusu
Truman Show Filmi Oyuncuları
Foto Galeri
Yorumlar
Hem medya dünyasını hem de insanların izleme alışkanlıklarını sert şekil de eleştiren büyük bir başyapıt. 25 yılda sayısız defa izlememe rağmen hala ilk günkü tadı veren çok nadir şahaserlerden. Jim Carreyin harik performansı, Peter Weir muzzam yönetmenliğinin yanın da inanılmaz etkileyici bir kurgusu da var. 10
7.00
Weir’in en önemli becerisi A sınıfı yıldızları iyi oyunculara dönüşmektedir. Bu bağlamda, Jim Carrey gibi bir deliden de TV’nin içinde hapsolmuş sıradan bir adam çıkartmayı beceriyor.
Çok orjinal bir konusu var ama film abartıldığı kadar mükemmel sayılmaz. IMDB'de en 8.2 puanla en iyi 142. film. Balon puanları ile ünlü bu sitede ise 8,6 puan almış. Film iyi olmakla beraber oluşturduğu beklentiyi karşılamıyor. Dahası, film başlaması gerektiği yerde bitiyor. 7/10
Çoğu Kez Önüme Çıkmasına Rağmen Ön Yargılı Davranıp İzlemekten Vazgeçmiştim yaptığım hatanın ne büyük olduğunu gördüm hayatın gerçeklerine vurgu yapan karmaşık duygular içerisinde izleyeceğiniz senaryo hikayesiyle baştan sona etkileyici bir Jim Carrey klasiği mükkemmel
Bazı filmler vardır, bazı aktörler vardır, insanı bir anda film hastası yapar. Çıktığından beri defalarca izledim. Dün yine izledim. Muhtemelen bi zaman sonra yine izleyecem. Allah ömür verirse izlemeye devam edecem. Bazı filmler yıllarca dinlediğimiz ama bıkmadığımız şarkılar gibidir. Ben bunu izledim diye es geçemezsin
Özgün senaryo diye buna denir. Ve bu senaryoyu beyazperdeye bu kadar iyi aktarmak büyük marifet, büyük film.
Olur ya tekrar görüşemezsek;iyi günler.iyi akşamlar ve iyi geceler...
...Truman Show 2 çekilip Truman bunu yapanların hepsinden intikamını almalı..film bitince çok sinir oldum..düşünsenize şu yalan dünyada kendi yalan hayatınızı bile yaşamanıza izin vermiyorlar..illa onların yarattığı yalan hayatı yaşayacaksın..bırakında insanlar kendi yalanlarını yaşasınlar..
Verdiği mesaj çok evrensel ve bence çok güzel de işlenmiş başrol oyuncusunun Jim Carrey olması da mimiklerini bu kadar iyi kullanabilen nadir oyunculardan filmi kesinlikle yükseltmiş izlenmesi gereken filmlerden iyi seyirler
Popüler Yorumlar
Hiçbir zaman özgür olmamış bir adamın hikayesi : Sartre'ın insanı özgürlüğe "MAHKUM.." etmesi boşuna değildi halbuki..! Televizyon, icat edildiği günden beri sinemayla kol kola yürümüş, hatta çoğu zaman sinemanın sırtına binerek varlığını sürdürmüş bir sektörün oyuncağıdır. Sinema ise televizyonun sözüm ona “nimetlerinden” çok fazla yararlan(a)mamıştır. Biraz da bu sebepten olsa gerek, sinema ara sıra televizyondan intikam alma girişiminde bulunmuştur.bu girişimlerin bazılarının sinema tarihine ölümsüz eserler hediye ettiğini söyleyebiliriz. Peter Weir’in usta ellerinde hayat bulan THE TRUMAN SHOW’un bu eserlerin en önemli parçalarından birisi olduğunu söylemek kesinlikle abartılı bir yorum olmaz. Truman show izole bir ortamda kendi kimliğinin sahteliği ile tanışan insanı anlatır nasıl ki SE7EN filminde asla adını öğrenemediğimiz o şehirde çalışan Sommerset Mills'e dönüp "hepimizi takip ediyorlar, kütüphaneden hangi kitapları aldığımıza bakıp bizi analiz ediyorlar" dediğinde bunu anlatıyorsa Truman da aynı kapalı ortamda gözetlenme olayını irdeler.Aslında sadece çok azı film olan bir yapım Truman Show. filmin hikayesinden bahsetmek saçma olacak. bahsedilemez ne denilebilir: bütün hayatı televizyon programı olarak tasarlanmış bir adamın acıklı hikayesi mi? HAYIR, Truman Show şu anda var olduğumuz, yaşadığımız, dokunduğumuz, kokladığımız, gördüğümüz ama hepsinden çok sandığımız hayatın yapaylığını gösteren, silkeleyen, sarsan, korkutan ama uyandırmayan bir gerçekliktir bana kalırsa…. Senarist Andrew Niccol'ün yaratıcılığın da bir sınırı olduğunu kabul edemeyen pırıl pırıl zihninin bir örneğidir bu film. Niccol'ün zihninin ne kadar sınır tanımaz olduğunu anlamak için Gattaca, In Time , The Terminal'i de izlemeniz yeterlidir sanırım. Tabii bu yaratıcı kalem üstadının gözü kulağı olan yönetmen Peter Weir'i de unutmayalım. "Dead Poets Society"de harikalar yaratan yönetmenin "The Truman Show"da yaptığı ise bir başka harikadır.Jim Carrey’nin bu filmdeki oyunculuğu hakkında da bir-iki şey söylemek gerekiyor. Bu filme kadar olan geçmişine baktığımız zaman Carrey’nin tamamen beden dili üzerine kurulu popüler komedi filmlerinden ibaret bir kariyeri olduğunu görürüz. Her ne kadar Carrey bu kariyerini tamamen terk etmese de bu dönemden sonra çok farklı türlerde ve rollerde karşımıza çıkarak oyunculuk yeteneğinin sadece kaba komediden oluşmadığını gözümüze sokmuştur. Bu dönüşümün ilk örneklerinden olan Truman Burbank karakterinde tek kelimeyle harika bir oyunculuk çıkardığını söyleyebiliriz. Hem dram, hem de komedi öğelerinin yakın dozlarda yer aldığı senaryoda işin her iki yönünü de sırıtmadan oynayan Carrey için de yeteneklerini tam manasıyla sergileme fırsatı sunmuştur bu film.Yani Jim Carrey, oynadığı her rolün hakkını verebilen bir adam olduğu için de film büyük bir başarı sağlamıştır. Uzun lafın kısası, hem sinema sanatının ciltler dolusu kitapla anlatabileceği insani durumları iki saate sığdırabilme becerisi, hem de televizyon denen icadın insanlık için ne kadar büyük bir tehlike oluşturabileceğini görmek için bu filmi kesinlikle ve defalarca izlemek gerekiyor. . SON OLARAK.. İzlemeye ve izlenmeye devam edin, sadece spot ışığı ya da bir dekor parçası düşerken kendinize dikkat edin. Ölümünüzün "rating"i ne kadar yüksek olursa olsun, öldüğünüzde yayından kaldırılacaksınız.. Ve olur ya belki sizi göremem, İYİ GÜNLER, İYİ AKŞAMLAR ve İYİ GECELER ...
teşekkürler sevgili birdy, esasında bu toplumda truman gibi her dakika izleniyor. her zaman nerede olduğumuz biliniyor bir şekilde. sanal dünyanın gerçek dünyanın yerini almasıyla birlikte de truman show'daki yapmacık ilişkilerle hayatımızda daha fazla baş başa kalıyoruz.bu konuda etkili bir gönderme yapıyor bu filmde . Evet sarsıcı bir şekilde sahte hayatlar yaşamaya çok alıştık internet alemine daldık dalalı. daimi bir takip edilme hevesiyle kendi özel hayatımızı gözler önüne sermekten büyük bir keyif duyar olduk. hayatımıza dair ne varsa, paylaşım sitelerinde ayan beyan ortaya döktük ve bu, bizim popülerlik yolundaki en büyük adımımız oldu. halbuki git gide yalana dönen, sahteliğe meyleden bir yaşam döngüsünde yol alıyorduk, bilemedik. bir kafede otururken "sıkıldım" desek hiç kimse dönüp bakmazken bize, bu sözü internette bir siteye yazınca onlarca yorum almaktan dolayı göğsümüz kabardı. 500 - 1000 sanal arkadaşımız olunca kendimizi sosyalleşmiş saydık fakat bir sinema filmini yalnız izlemek zorunda kaldığımızda bile o arkadaşların sahteliğinden şüphelenmek aklımıza gelmedi. işte bu bizim takip edilme, izlenme isteğimizdendir. yani gönüllü köleliğimizdendir.